Haber

Çocukların oyun hakkı var, peki oynayacak yerleri var mı?

Yaz tatiliyle birlikte milyonlarca çocuğun açık havada geçirebileceği zaman artıyor. Ancak kent yaşamı, trafik yoğunluğu, yapılaşma ve yeşil alan eksikliği çocukların dışarıda oyun oynama imkânını daraltıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) son yıllarda hazırladığı plan ve strateji belgeleri de çocukların oyun hakkı açısından en büyük sorunun yalnızca park sayısı olmadığını, bu alanlara güvenli ve eşit biçimde erişilememesi olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre İstanbul’da yaklaşık 15,8 milyon kişi yaşıyor. Kentte 0-4 yaş grubunda 787 bin 301, 5-9 yaş grubunda 1 milyon 49 bin 133, 10-14 yaş grubunda ise 1 milyon 109 bin 475 çocuk bulunuyor. Böylece 0-14 yaş grubundaki çocuk sayısı 2 milyon 945 bin 909’a ulaşıyor. Başka bir ifadeyle İstanbul’da yaklaşık her beş kişiden biri çocuk.

Çocukların çoğu oyun alanına yürüyerek ulaşamıyor

İBB’nin Oyun Master Planı’na göre İstanbul’un yalnızca yüzde 14,88’i bir çocuk oyun alanına 500 metre yürüme mesafesinde bulunuyor. Kent yüzölçümünün yaklaşık yüzde 85’i ise bu ölçüte göre oyun alanlarına erişim alanının dışında kalıyor. Benzer tablo aktif yeşil alanlarda da görülüyor. Rapora göre, kent yüzölçümünün yalnızca yüzde 25,43’ü aktif yeşil alana 500 metre yürüme mesafesinde.

Rapor, çocuk dostu bir kenti yalnızca daha fazla park yapılan değil, çocukların evlerinden çıkarak güvenle yürüyebildiği, oyun alanlarına erişebildiği ve kamusal alanı bağımsız kullanabildiği “oynanabilir kent” olarak tanımlıyor. Bu nedenle oyun hakkı yalnızca parklarla değil, güvenli sokaklar, kaldırımlar ve mahalle ölçeğinde erişilebilir kamusal alanlarla birlikte ele alınıyor.

DW Türkçe’ye konuşan, çocuk dostu kentler üzerine çalışan Şehir Dedektifi’nin kurucusu ve şehir plancısı Gizem Kıygı’ya göre oyun parkları yalnızca çocukların keyifli vakit geçirdiği alanlar değil, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimleri açısından kritik kamusal mekânlar. Kıygı, bu nedenle oyun hakkının aynı zamanda bir kent hakkı ve sağlık hakkı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.


Uzmanlar oyun parklarının çocukların gelişminde oynadığı kritik role dikkat çekiyorFotoğraf: Imago Images/Photocase/Peruphotoart

Kıygı, oyun alanına 500 metre içinde erişebilmenin önemli bir gösterge olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurguluyor. Kıygı’ya göre çocukların gerçekten oyun oynayabilmesi için parkın güvenli, kullanılabilir ve mevsim koşullarına uygun olması da gerekiyor:

“Kapının hemen önünde olan ancak güvenlik sebepleriyle kullanılamayan ya da mevsim koşullarına uymadığı için sürekli boş olan birçok park var İstanbul’da.”

Mahalleler arasında belirgin eşitsizlik var

İBB’nin Kasım 2022 tarihli İstanbul Açık ve Yeşil Alan Yaklaşımı Raporu da çocukların oyun hakkının mahalleler arasında eşit dağılmadığını gösteriyor. Rapora göre çalışmanın yapıldığı dönemde İstanbul’da 107 mahallede çocuk oyun alanı bulunmuyordu. Bunun yanında 79 mahallede aktif yeşil alan ya da rekreatif orman alanı da yer almıyordu. Mahallelerin yüzde 75,4’ünde kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı, planlamada referans alınan 10,75 metrekarelik standardın altında kalıyordu.

Raporda ayrıca çocuk oyun alanı bulunmayan mahalle sayısının 2024’te 90’a, 2030’da 50’ye ve 2050’de sıfıra indirilmesi hedefleniyordu. Aktif yeşil alan bulunmayan mahalle sayısının ise 79’dan 2024’te 60’a düşürülmesi öngörülüyordu.

DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan İBB ise İstanbul genelinde sorumluluğunda 919 çocuk oyun alanı bulunduğunu bildirdi. Bu alanların toplam büyüklüğünün yaklaşık 310 bin metrekare olduğu bilgisini veren İBB, bununla birlikte çocuk oyun alanlarına ilişkin güncel envanter çalışmalarının İstanbul Oyun Master Planı V2 kapsamında sürdüğünü belirtti. Ancak 2022 raporunda oyun alanı bulunmadığı belirtilen 107 mahallenin güncel durumuna ilişkin veri paylaşmadı.

Kıygı’ya göre bir mahallenin çocuk dostu olup olmadığını anlamak için yalnızca park ve oyun alanı sayısına bakmak yeterli değil. Çocukların sağlık, eğitim ve kültürel haklara erişebilmesi, güvenle yürüyebilmesi, arkadaşlarıyla buluşabilmesi, doğayla temas edebilmesi ve kamusal alanı bağımsız kullanabilmesi de en az oyun alanları kadar önemli. Kıygı bunu “çocuğun kentsel yapabilirlikleri” yaklaşımıyla açıklıyor:

“Bir mahalle, çocuğun bu yapabilirliklerini ne kadar destekliyorsa o kadar çocuk dostudur.”


İBB’nin raporuna göre İstanbul’da çocukların oyun hakkı mahalleler arasında eşit dağılmıyorFotoğraf: Russell Boyce/REUTERS

Şehir plancısına göre en kırılgan mahalleler yalnızca yeşil alanı az olan yerler değil. Özellikle sosyal dokusu zayıflamış ve kente erişim imkânları kısıtlı güvenlikli kapalı sitelerde yaşayan çocukların yapılandırılmamış serbest oyuna hiç zaman ayıramadığını ve farklı karşılaşmaları deneyimleyemediğini belirtiyor. Kıygı, serbest oyun ve karşılaşma imkânının çocukların yaratıcılığı ve bağımsızlığı açısından en önemli etkenlerden biri olduğunu söylüyor.

Farklı yaş grupları ve engelli çocukların oyun hakkı

Oyun Master Planı’na göre mevcut oyun alanlarının önemli bir bölümü çocukların farklı ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte değil. İncelenen alanların yüzde 73’ünde ergenler ve gençler için sosyalleşme alanı bulunmuyor. Yüzde 67,9’unda ise farklı yaş gruplarının birlikte vakit geçirebileceği tasarım özellikleri yer almıyor. Rapora göre oyun alanlarındaki en önemli sorunlardan biri de kapsayıcılık. İncelenen oyun alanlarının yüzde 93’ünde engelli çocuklara yönelik özel oyun ekipmanları bulunmuyor. Alanların yüzde 87’sinde ise duyusal gelişimi destekleyen tasarım unsurlarına yer verilmiyor.

DW Türkçe’nin engelli çocukların kullanımına uygun oyun alanlarına ilişkin sorusunu yanıtlayan İBB, sorumluluğundaki 919 çocuk oyun alanının 19’unda özel oyun ekipmanları bulunduğunu bildirdi. İBB ayrıca kapsayıcılığı yalnızca özel oyun ekipmanlarıyla sınırlı değerlendirmediklerini belirterek, ön değerlendirmelere göre 378 çocuk oyun alanının da sahip olduğu kapsayıcı tasarım yaklaşımı ve oyun bileşenleri sayesinde farklı kullanıcı gruplarının kullanımına olanak sağlayan özellikler taşıdığını aktardı.

İBB’nin verdiği bilgiye göre 2025 yılında tamamlanan 72 spor ve oyun grubunun 39’unu oyun grupları, 33’ünü ise spor grupları oluşturdu. Yeni oyun grupları İstanbul’un 16 ilçesinde yer alırken, en fazla oyun grubu dokuz grupla Tuzla’da yer aldı. Bakırköy ve Başakşehir’de dörder, Fatih ve Kartal’da ise üçer oyun grubu hizmete açıldı.

Kıygı’ya göre mevcut sorunların önemli bir bölümü çocuklara bakıştan kaynaklanıyor. Parkların büyük kısmı yalnızca 6-12 yaş grubuna göre tasarlanırken, erken çocukluk dönemindeki çocuklar ile 12 yaş üzerindeki çocukların ihtiyaçları çoğu zaman göz ardı ediliyor.

Kız çocukları kardeş bakımını üstleniyor

Kıygı, oyun alanlarını değerlendirirken yalnızca ekipman sayısına bakılmaması gerektiğini de vurguluyor. “Bir oyun alanı çok sayıda ekipmana sahip olabilir ama tek başına bu çocuk için anlamlı bir deneyim yaratmayabilir” diyen Kıygı’ya göre önemli olan parkın “oyun değeri”. Bunun da farklı oyun deneyimlerine olanak sağlaması, akranlarla sosyal etkileşimi desteklemesi, çocukların güvenli riskler alabilmesine imkân tanıması ve kullanılan malzemelerin mevsim koşullarına uygun olmasıyla ölçülebileceğini söylüyor.

Kıygı, kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarının da çocukların oyun hakkını değerlendirmek için tek başına yeterli olmadığını belirtiyor. Oyun alanlarını değerlendirirken öncelikle çocukların deneyimlerinin dinlenmesi gerektiğini söyleyen Kıygı, özellikle 12 yaş üzerindeki kız çocuklarının oyun parklarını erkek çocuklardan farklı deneyimlediğini ifade ediyor. Kıygı, çalışmalarında kız çocuklarının çoğu zaman kardeş bakımını üstlendiğini, oyun oynamak istediklerinde ise yaşları gerekçe gösterilerek dışlandıklarını gözlemlediklerini aktarıyor. 


Şehir Plancısı Kıygı, özellikle 12 yaş üzeri kız çocuklarının çoğu zaman oyun oynamak yerine kardeşlerinin bakımını üstlendiğine ya da oyun alanlarında dışlandıklarına dikkat çekiyorFotoğraf: picture-alliance/dpa/B. Roessler

Hedeflerle bugünkü tablo örtüşüyor mu?

İBB’nin 2025 Faaliyet Raporu’na göre kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarı 2019’daki 7,04 metrekareden 2025 yılında 7,98 metrekareye yükseldi. Böylece İBB Kasım 2022 tarihli İstanbul Açık ve Yeşil Alan Yaklaşımı Raporu’nda 2024 yılı için belirlediği 7,6 metrekarelik kısa vadeli hedefi aşmış görünüyor. Ancak aynı rapor, 2025 için belirlenen 300 spor ve oyun alanı hedefinin gerisinde kalındığını da ortaya koyuyor.

İBB ayrıca çocuk oyun alanlarına ilişkin güncel CBS ve envanter çalışmalarının İstanbul Oyun Master Planı V2 kapsamında sürdüğünü bildirdi. Ancak DW Türkçe’nin, 2022 raporunda oyun alanı bulunmadığı belirtilen 107 mahallenin bugün kaçında çocuk oyun alanı bulunduğu, 2024 yılı için belirlenen 90 mahalle hedefinin gerçekleşip gerçekleşmediği ve çocukların oyun alanlarına erişimine ilişkin güncel performans göstergelerine yönelik sorularını yanıtlamadı.

Bu nedenle kamuya açık verilerle, 2022’de oyun alanı bulunmadığı tespit edilen 107 mahallenin kaçında bugün çocukların erişebileceği bir oyun alanı bulunduğunu ve oyun alanı bulunmayan mahalle sayısının 90’a düşürülmesi hedefinde ne ölçüde ilerleme sağlandığını değerlendirmek mümkün değil.

Kıygı’ya göre yerel yönetimlerin öncelikle çocukların karar süreçlerine katılımını sağlayacak mekanizmalar geliştirmesi gerekiyor. Çocuklardan elde edilecek verilerle planlama yapılmasının daha nitelikli oyun alanları oluşturacağını belirten Kıygı, mevcut parkların da yalnızca fiziksel durumlarına göre değil, “oyun değeri” ve çocukların “kentsel yapabilirlikleri” çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor. Sorunların bu çerçevede tespit edilmesi ve müdahalelerin buna göre planlanmasının çocuk dostu kentler için temel adımlardan biri olduğunu ifade ediyor.

İBB’nin raporları, paylaştığı güncel veriler ve uzman değerlendirmeleri birlikte okunduğunda ortak bir tablo ortaya çıkıyor: Çocuk dostu kent yalnızca yeni parklar yapmakla değil, çocukların yaşadıkları mahallede güvenle yürüyebildiği, oyun alanlarına eşit biçimde erişebildiği, farklı yaş grupları ve engelli çocuklar dahil herkes için kapsayıcı alanların bulunduğu ve çocukların planlama süreçlerine katılabildiği bir kent oluşturmakla mümkün.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu